Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

Giriş:

  Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun. Kardeşlerim, programımızın “İslam Hayat Yoludur” adlı yeni bölümünde sizleri selamların en güzeliyle selamlıyorum.
  Yine Muhterem İslam Davetçisi Dr. Muhammed Ratıb en-Nablusi’yi de selamlıyorum. Değerli Hocam, hoş geldiniz.
  Dr. Ratıb en-Nablusi:
  Hoş bulduk Cemil Bey, Allah sizi hayırla mükâfatlandırsın.
  Cemil Bey:
 Aile, ikamet edilecek bir yuva, sevgi ve merhametin kaynağı olarak görülür. Ancak çoğunlukla bunun tam tersi durumlar gerçekleşmektedir. Problemler çokça artmıştır ve boşanma oranları da bu tehlikeyi ortaya koymaktadır. Peki, bu ailevi problemlerin çözümünde İslam’ın gösterdiği yol nedir?

 

Eşler Arasındaki Uyum İçin Gerekli Olan Maddeler:

1- Körü Körüne Taklitten Kaçınmak:

 Dr. Ratıb en-Nablusi:
 Bu konuda İslam’ın gösterdiği yol oldukça geniştir. Fakat eşler arasındaki uyum için gerekli olan maddelerden biri, körü körüne taklitten kaçınmaktır. Toplumda orta düzeyde gelir sahibi ailelerin yanında, yüksek gelir elde eden aileler de vardır. Bir ailenin geliri orta düzeyde ise, bu ailenin mensupları yüksek gelir sahibi olan aileye bakarlar. Böylece kadın, körü körüne taklit etme isteği ve bazı hayat şartlarında meydana gelen rekabetten dolayı, eşinden gücünün yettiğinden fazlasını istemeye başlar. Bu büyük bir hatadır. Bilinçsizce taklit etme ile alakalı Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

 

(( يا عائشة إياكِ ومجالسة الأغنياء ))

[ الترمذي عن عائشة]

“Ey Aişe, zenginlerle sohbet arkadaşlığı yapmaktan sakın.”

(Tirmizi Hz. Aişe’den nakletmiştir)

  Burada zenginlerden maksat mümin olmayan zenginlerdir. Zira tevazusundan ve cömertliğinden dolayı Mümin bir zengin gibi olmayı istersin. Ama büyük servete sahip ama Allahtan uzak olan kişi, etrafındakilere üstün gelmeyi ister. Bu üstünlük kompleksi, büyük ölçüde kadınlarda görülmektedir. Sonuç olarak körü körüne taklit, aile birliğini bozan en büyük nedenlerden biridir.
  Denir ki: Zenginlerin (tabi ki mümin olmayan zenginlerin) yanına giren kişi, Allah’ın gazabına uğramış şekilde çıkar.
  Yine denir ki: Kendisine layık gördüğü şeyi, aynı şekilde sana layık görmeyen kişi ile arkadaşlık etme.
  Zengin olan kişinin sadece harcamaları, konforu, masrafları, evinin eşyaları taklit edilir ama onu taklit eden kişinin eşinin sınırlı geliri olmasına rağmen mükemmel bir eştir, mümin ve müstakimdir, evi yuvadır, cennetten bir parçadır. Burada sorun yoktur. Ama kadın çok zengin bir aileyi taklit ediyor da, eşine bu konuda baskı yapıyorsa, o zaman eşler arasındaki evlilik birliği bozulmaya başlar.
Cemil Bey:
 Erkeğin evinde olmaması, aile birliğini bozan sebeplerden biri sayılır mı? Cevap evet ise, erkek bu konuda ne yapmalıdır? Evde mi oturmalıdır?

 

2- Eşine Makul ve Yeterli Zamanı Ayırmalısın:

Dr. Ratıb en-Nablusi:
  Hayır, fakat evine zaman ayırmalıdır. Ancak ben evimden çok uzun saatler ayrı kalırsam, güneş doğmadan önce veya güneş doğduğunda evden çıkıp, gece yarısı dönersem, eşim ne yapacak? Erkeğe sesleniyorum, o kadın seninle huzur bulmak için evlendi. Sen uzun süre ondan ayrı kalıyorsan, bir veya iki öğün yemeğini eşinle yemelisin, bir süre onunla oturmalısın ki o da seninle huzur bulsun, sana ısınsın, sen de onunla teskin ol. Hayatta tüm vaktini kapsayan iş, büyük bir kayıptır.
  Gerçek şu ki, istediği gibi dolduracağı, eşi ile beraber geçireceği, arkadaşlarını ziyaret edeceği, ilim meclislerine katılacağı boş vakti olmayan, tüm vaktini çalışarak geçiren kişi, geliri ne kadar büyük olursa olsun, büyük bir kayıp yaşamaktadır. Çünkü bu şekilde baba babalığını kaybeder, kişi evliliğin hakikatini kaybeder.
  Ben diyorum ki: Eşinle beraber oturup sohbet edebileceğin makul ve yeterli vaktin olmalıdır. Bu, sabah olabilir, öğle yemeğinde veya akşam olabilir. Aşırı derede iş ile meşgul olmak, eşi ihmal etmek, evlilik müessesine ihanet eden problemlerin en büyüklerinden biridir. Bu sorun da, çok uzun süre evden ayrı kalmaktan kaynaklanmaktadır.
Cemil Bey:
 Efendim, erkek eşinin malını dikkate alabilir mi? Yoksa kadının malı kendisine mi aittir?

 

3- Erkeğin Eşinin Malını İstemesi Veya İstememesi:

Dr. Ratıb en-Nablusi:
 Bazen kadına ailesinden büyük bir miras kalıyor ve erkek onu istiyor. Eşini bu malı kendisine vermesi için sıkıştırıyor. Bu talep, hem erkek tarafından, hem de kadın tarafından yapılabiliyor. Veyahut da çeşitli isimlerle bu maldan büyük bir pay alma çabasına giriliyor. Bu davranış, yani erkeğin eşinin malını veya kadının eşinin malını istemesi, ya da ikisinin de kendisine ait olmayan bir şeyi istemesi, evlilik birliğinin bozulmasına sebep oluyor. Bu tür olaylar, eşler arası ilişkileri zayıflatan sebeplerdir.
Cemil Bey:
Öyleyse, ikisi de birbirinin malını istememelidir. Bu durum bizi nafaka konusuna sevk ediyor. Erkeğin ailesinin geçimini sağlaması konusuna geliyoruz.

 

Erkek Ailesinin Geçimini Sağlamalıdır Fakat Bu, Dini Ölçüler İle Yapılmalıdır:

Dr. Ratıb en-Nablusi:
 Erkeğin görevlerinden biri, ailesinin geçimini sağlamasıdır. Fakat bu dini ölçülere göre olmalı, onlara yediğinden yedirmeli, giydiğinden giydirmelidir.

 

﴿ لَا يُكَلِّفُ اللَّهُ نَفْساً إِلَّا وُسْعَهَا ﴾

( سورة البقرة الآية : 286 )

“Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar.”

(Bakara Suresi: 286)

 Hanım sahabilerden biri eşine şöyle demişti: “Biz seninleyiz, sen istikamet üzere olursan, biz de oluruz, sen yoldan saparsan, biz de saparız. Biz helal olandan başka bir şey istemiyoruz. Bizim için Allah’tan sakın”
  Bazı kaynaklarda şöyle geçmektedir: “Kadınların en bereketlisi, mehri en az olandır, kadınların en bereketlisi, erzakı, ihtiyacı en az olandır.” Tâhire (temiz) kadın, eşini zor durumda bırakmaz, ondan gücünün yetmeyeceği şeyleri istemez.
  Eşi kendisinden çok şey talep eden bir sahabi şöyle diyordu: “ Ey hanımım, bil ki cennetteki hurilerden biri yeryüzüne uzansa, onun yüzünün aydınlığı, güneş ve ayın ışığını bastırırdı. Bu yüzden ben onlardan dolayı seni feda ederim ama senin için onları feda etmeyi daha çok isterim.”
Cemil Bey:
 Hocam, ailevi ilişkilerde su-i zan mı, hüsnü zan mı belirleyicidir?

Su-i Zan Esasında Günaha Sebep Değildir, Zira İhtiyat da Su-i Zandır:

Dr. Ratıb en-Nablusi:
 Aslında su-i zan hadiste de geçtiği gibi günaha sebep değildir:

 

(( احترسوا من الناس بسوء الظن ))

[أخرجه الطبراني عن أنس بن مالك ]

“Su-i zan ile insanlardan korunun.”

(Taberani Enes b. Malik’ten nakletmiştir)

İhtiyat da su-i zandır. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

﴿ إِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ إِثْمٌ ﴾

( سورة الحجرات الآية : 12 )

“Çünkü zannın bir kısmı günahtır.”

(Hucurat Suresi: 12)

  Delili ve kanıtı olan zan günah değildir. Mesela evine girdin, eşin telefonla konuşuyor, seni gördüğü anda ahizeyi yerine koyuyor, telefonu kapatıyor. Bu bir sorundur, konuştuğu kişinin kim olduğunu bilmeni istemediğini gösterir. Eğer işaretler, belirtiler ve sebepler varsa, bu su-i zan günah değildir. İhtiyat da su-i zandır.

(( احترسوا من الناس بسوء الظن ))

[أخرجه الطبراني عن أنس بن مالك ]

“Su-i zan ile insanlardan korunun.”

(Taberani Enes b. Malik’ten nakletmiştir)

Ama eğer delil yoksa işte o zaman su-i zan büyük bir günahtır.

﴿ إِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ إِثْمٌ ﴾

( سورة الحجرات الآية : 12 )

“Çünkü zannın bir kısmı günahtır.”

(Hucurat Suresi: 12)

 Hiçbir delil olmadan su-i zanda bulunmak, psikolojik bir hastalıktır. Zan ile kişi eşini yanlış anlar. Aslında eşi ilim talebesidir, disiplinli, güzel ahlaklı, iffetli biridir. Buna rağmen karısı ona karşı su-i zan beslerse, bu durum hastalıklı bir durumdur. Veyahut da kadın tertemiz, iffetli, mümin ve mükemmel biridir. Başka bir erkek ile herhangi bir ilişki kurmayı asla düşünmez. Ama eşi onun hakkında yanlış bir zanda bulunur. İşte burada hiçbir kanıtı olmayan su-i zan, büyük bir günahtır. Fakat delili olursa, bu, ihtiyat, kurnazlık ve iyi bir yönetimdir.
Cemil Bey:
 Muhterem Hocam, çocuklar eşler arasındaki ayrılık ve tartışmanın sebebi olabilir mi?

İman, İnsanı Adalete Ve İyi Davranmaya Davet Eder:

Dr. Ratıb en-Nablusi:
  Vallahi kadın, çocuklardan birinin tarafını tutuyor ve onunla diğerlerinden fazla ilgileniyorsa veya kadın, eşinin (diğer hanımından olan) çocuklarına karşı ayrımcılık yapıp, onlara bazen zarar veriyorsa, o zaman problem yaşanır. Çünkü adalet ilişkilerin temelidir.
  Ben şöyle bahsederim, bazı kadınlar kendi çocuklarına bir bardak tam yağlı süt içirirken, eşinin çocuklarına yarısı su ile doldurulmuş sütü içiriyor. İşte bu ayrımcılık kötü ilişkilere sebep olmaktadır. Aslında Cemil Bey, bu iman konusudur. İman, bizi adalet ve iyi davranmaya davet eder.
 Bazen de bir tercih söz konusu olur. Mesela kişinin yeni eşi, çocuklarının üzerine ev alınmasını ister. Ama eski eşine bunu yapmamıştır. Bu bir ayrımcılıktır. Zira adalet evlilik ilişkilerinde temel noktadır. Bu yüzden hadiste şöyle buyrulmaktadır:

 

(( يا رسول الله ، إني أريد أن أنحل ابني هذا حديقة ، وأريدك أن تشهد على ذلك ، فقال له صلوات الله وسلامه عليه : ( أكل أولادك أعطيت ؟ )ـ أي أعطيت بقية أولادك أو أعطيت هذا فقط ؟ ـ قال : لا , فقال النبي صلى الله عليه وسلم : ( اذهب فإني لا أشهد على جور))

[ مسلم عن النعمان بن بشير]

“(Bir kişi Rasulullah (s.a.v.)’e şöyle dedi): ‘Ya Rasulallah, ben bu tarlayı oğlumun üzerine geçirmeyi, senin de buna şahit olmanı istiyorum.’ Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) ona ‘Tüm çocuklarına böyle bir şey verdin mi, yoksa sadece bu oğluna mı veriyorsun?’ diye sordu. Adam ‘hayır, diğerlerine vermedim’ deyince Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: ‘Git, zira ben haksızlığa şahit olamam.”

(Müslim Numan b. Beşir’den nakletmiştir)

Cemil Bey:
 Salât ve Selam Rasulullah’ın üzerine olsun. Peki hocam, Anne ya da baba bile olsa akraba veya yabancıların ailevi ilişkilere müdahil olması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Eşler arasındaki Sorunlar Büyük Ölçüde Karşı Tarafın Müdahalesi Sebebiyle Meydana Gelmektedir:
Dr. Ratıb en-Nablusi:

  Allah’a yemin ederim, tebliğ sürecinde gördüğüm kadarıyla, anne babaların eşler arasındaki özel meselelere dâhil olması sebebiyle çok fazla sorun çıkmaktadır. Ey akıl sahibi anne ve baba, o kişi kadının eşidir veya bu adam o kadını eş olarak seçmiştir ve birbirlerini seviyorlar, anlaşıyorlar, siz neden onların özel meselelerine karışıyorsunuz? Bu hiçbir haklı nedeni olmayan bir egemenlik ve tahakkümdür. Anne ve baba, çocuklarının hayatları ile ilgili meselelerden uzak dururlarsa, ilişkileri çok daha iyi olacak gibi görünmektedir.

İşte bu yüzden bazen kişinin evliliği ailesinden uzakta daha başarılı oluyor. Bazen kişi evleniyor ve başka bir yere gidiyor, eşiyle beraber yıllarca akrabalarından uzakta yaşıyor. Orada iyi ilişkiler kuruyorlar, sevgi ve anlayışla yaşıyorlar. Ne zaman memleketlerine dönseler, babaları, anneleri evliliklerine müdahale ediyor.
Cemil Bey:
 Kadının evinden çıkmasının hükmü nedir?

 

Açıklama Şeytanı Kovar:

Dr. Ratıb en-Nablusi:
  Rasulullah (s.a.v.) eşi Hz. Safiyye ile beraberken iki sahabi yanlarına uğradı. Rasulullah (s.a.v.) “Yavaş olun, bu eşim Safiyye’dir.” buyurdu. Sahabiler “Ya Rasulallah!..” demeye kalmadan Efendimiz “Aranıza şeytan girmemesi için (söyledim)” buyurdu.
  Açıklama şeytanı kovar. Kadın eşinin izni olmadan evden çıktığında ve eşinin tanımadığı bir akrabası ile karşılaştığında, bu durum su-i zana sebep olur.
Cemil Bey:
 Hocam, bu konuşma bizi eşlerin bir akrabaları ile yalnız kalması konusuna götürüyor. Bu konu önemli bir konudur.

 

Rasulullah (s.a.v.) Evlenilmesi Helal Olan Akrabalar İle Yalnız Kalınmasını Yasaklamıştır. Çünkü Bu, Şüpheye Sebep Olur:

Dr. Ratıb en-Nablusi:
Allah’a yemin ederim:

 

(( ما خلا رجل بامرأة إلا دخل الشيطان بينهما ))

[أخرجه الطبراني عن أبي أمامة الباهلي ]

“Bir kadın ve erkek yalnız kalırsa, aralarındaki (üçüncü kişi) şeytandır.”

(Taberani Ebu Ümame el-Bahili’den nakletmiştir)

  İşte yol budur. Yaklaşık olarak evlilikte meydana gelen ve boşanmaya götüren sebeplerin çoğu, meşru olmayan halvet yani baş başa kalma meselesinden kaynaklanmaktadır. Baş başa kalma durumu şüpheyi doğurur. Bu yüzden Rasulullah (s.a.v.) bunu yasaklamış, şöyle buyurmuştur:

(( ما خلا ـ ما قال عاصٍ ، ما قال فاسق ـ قال : ما خلا رجل ـ أي رجل ـ بامرأة ـ أي امرأة ـ إلا دخل الشيطان بينهما ))

“Bir kadın bir erkekle veya bir erkek bir kadınla yalnız kalırsa (isyankâr davranırsa, günah işlerse dememiş, yalnız kalırsa demiştir) aralarına şeytan girer.)

  Çirkin ve sapkın davranışların çoğu bu halvet ile başlar. Bu yüzden de mümin bir hanımın eşinin yokluğunda babası, kardeşi ve onlar gibi mahremleri dışında bir erkek ile yalnız kalmamaya dikkat etmesi gerekir.

Sonuç ve Veda:

Cemil Bey:
  Muhterem Hocam, Allah sizi en güzel şekilde hayırla mükâfatlandırsın. Allah’tan evlerimizin ve evlerinizin saadet yuvası olmasını niyaz ederim. Allah’ım, bize verdiğin izzet ve yüceliği devamlı kıl. Gelecek bölümde görüşmek üzere, Allah’a emanet olun.
 Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

 

Alemlerin Rabbi Olan Allah’a Hamdolsun